İlahiyat Fakültesi’nde “Ramazan ve Tefekkür Hayatımız” Konuşuldu

Güncel - 27-04-2021 16:22

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Çarşamba Konferansları kapsamında Uludağ Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Kemikli tarafından “Ramazan ve Tefekkür Hayatımız” konulu
bir çevrim içi konferans gerçekleştirildi.

SAU İlahiyat Fakültesi YouTube kanalında canlı olarak yayınlanan konferansın moderatörlüğünü
İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kenan Mermer yaptı. Doç. Dr. Mermer, programın girişinde
Prof. Dr. Bilal Kemikli’nin biyografisi hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Bilal Kemikli, konuşmasının başında tefekkür kavramı hakkında konuştu. Ramazanın bize
güzellikler kazandıran bir mevsim olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kemikli, tefekkürün bu bağlamda
güzel ahlak, güzel söz söyleme, güzel niyet olarak anlaşılması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Kemikli bu
bağlamda şu ifadeleri kullandı: “Güzel düşüncenin temelinde insanın kendisini tutması vardır. Oruç
tutmaktan murat insanın kendini tutmasıdır. Neyden tutacağız? Allah’ın meşru kıldığı, helal kıldığı
nimetleri belli bir dönem, belli bir vakit dâhilinde kendimize yasaklayacağız. Bu anlamda şimdi
kendimi tutabilmem için niyet etmem gerekiyor. Sahura kalkacağım ve sahurda niyet edeceğim. O
zaman niyetimi benim düşünmem, niyetimi tefekkür etmem, niyetimi tahkim etmem icap ediyor.
Yani niyet fevkalade önemli. ‘Ameller niyetlere göredir’ hadîs-i şerifini burada hatırlarsak niyet,
hayatın bütün yönleri içerisinde merkezde olan bir kavramdır. Tabi niyet edeceğim, kendimi
tutacağım ama kendimi tutmam için de bir irademin olması lazım. Daha doğrusu niyet etmek de
iradeyle alakalı bir konu. İrade bizi murada, isteğe götürecek ve bu kendini tutma süreci içerisinde
mütemadiyen bir dinginlik halini, ruh halini yaşayacağım. İşte tefekkür burada devreye giriyor.”

Tefekkür kavramı yanında bir de hikmet kavramını bu bağlamda hatırlamak gerektiğini belirten Prof.
Dr. Kemikli, hikmetin evvelemirde insanın kendi sınırını bilmesi olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Kemikli,
“Yani insanın kendini tutması, insanın niyetini tamir ve tadil etmesi, aynı zamanda hikmete ram
olması anlamına geliyor. İşte hikmet tefekkürün neticesinde ortaya çıkıyor. Ramazan mahiyetinde
sahura kalkmak, iftar yapmak, hatta iftar sofrasında dostları misafir etmek, teravih namazı kılmak,
mukabele okumak ve Ramazanın bu son on gününde kadir gecesini aramak, itikâfa girmek bütün bu
anlattıklarımız, bütün bu kavramlar zihin dünyamızı, gönül dünyamızı inşa eden, Ramazanımızı tahkim
eden bütün bu kavramlar, tefekkürle alakalıdır. Tefekkürün neticesi de bizi hikmete götürecektir. Yani
Ramazan bizi hikmete götürecektir. Hikmetten anladığımız en temel şey ne? İnsanın kendini bilmesi,
sınırını bilmesi. Sınırlı bir varlığız, aciz bir varlığız, bu acziyetimizin farkına varmak.” şeklinde konuştu.

Ramazanın bize kazandırdığı tefekkürün, bizim güzel düşüncelere ve güzel niyetlere sahip olmamızı
temin ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Kemikli, bu güzellikleri temin etmenin ilim ve amel yoluyla
olacağını kaydetti. Prof. Dr. Kemikli konuyla ilgili şu ifadelere yer verdi: “Ramazan ayında ilim de var.
Ramazan fıkhı var. Ramazanla ilgili âyet-i celîleler var. Oruçla ilgili hadîs-i şerîfler var. Bütün bunlar
üzerinde okumalar yapıp, ilmimizi artırıp, onu hale dönüştürmek, amele dönüştürmek bizi tefekkür
boyutunda bereketli bir hale tebdil edecektir.” Ramazanın bizi düzene sokan bir mevsim olduğu

belirten Prof. Dr. Kemikli, “Evvelemirde saatimizi düzene sokuyor, beden saatimizi, ruh saatimizi
düzene sokuyor. Bu düzenle birlikte biz bir düşünce bir perspektif elde etmiş oluyoruz.” dedi.

Konuşasının devamında “Ramazan medeniyeti” kavramına dair açıklamalarda bulunan Prof. Dr.
Kemikli, “Ramazan gerçekten teravihleriyle, muhabbetleriyle, sözleriyle, sohbetleriyle, tefekkürüyle
bir medeniyet ortaya çıkartıyor. Ama en önemlisi fakirin, fukaranın gözetildiği, garip gurabanın
derdine derman olunduğu bir süreçtir.” şeklinde konuştu.

Ramazanda çok önemli olan kavramlardan birinin de muhasebe olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kemikli,
“Aslında muhasebe kavramı bizim geleneğimizin her evresinde var. Geleneğimizde muhasebe-i nefs
diye bir kavram var fakat bunu unuttuk. Bugün Allah için ne yaptın, bugün insanlara bir faydan oldu
mu? Bu Ramazan bir mevsimdir, bu mevsimde itikafa girelim ya da girmeyelim en azından empati
yaparak sahurla iftar arasındaki zaman dilimi içerisinde bir nefis muhasebesini geçirmemiz lazım. Son
on bir ayda ne yaptım, hangi konuda kendimi geliştirdim, kime ne faydam oldum. Yani Müslüman
topluma faydalı olan kişi. İyi insan kimdir? Güzel ahlaklı, güzel düşünceli. Ama bu güzel ahlak ve güzel
düşünce tek başına bir şey ifade etmez. Bu güzel ahlak ve düşünceyle insana dokunan, topluma
dokunan insandır.” dedi.

Ramazanla ilgili olarak murakabe kavramına da dikkat çeken Prof. Dr. Kemikli, “En temelinde
murakabe kevnî âyetler üzerinde düşünmektir. Tamam, mukabele yaparken o âyetler üzerinde
düşünüyoruz ama bir de kevnî ayetler var, tabiat var, insan var, akan su var, yağan yağmur var, uçan
kuş var. İşte denizin kenarındasınız dalgalar var. Uçuyorsunuz havada uçakla bulutların arasındasınız
bunlar üzerinde tefekkür etmek lazım. Çünkü Rabbimiz diyor ki ‘Sen bunları boşuna yaratmadın’. O
zaman bu murakabe ve muhasebe bizi tefekküre götürecek ve bu tefekkürle ortaya çıkacak hikmet
medeniyeti oluşturacak.” şeklinde konuştu.

Ramazanda uzletin önemine de değinen Prof. Dr. Kemikli, “Uzlet ister zorunlu ister ihtiyarî olsun sizi
yetiştiren yöndür. Topluma yetişerek hizmet edersiniz. Birilerinin oluşturduğu gündemi takip
ederseniz siz, siz olamazsınız. Dolayısıyla kimseye dokunamazsınız. Dokunsanız da problem çıkar.
Çünkü siz de onlardan birisisiniz. Kendimizi yabancılaştıralım, ötekileştirelim anlamında
söylemiyorum.” dedi.

Prof. Dr. Bilal Kemikli, konuşmasının sonunda öğrencilere bazı tavsiyelerde bulunduktan sonra
sözlerini tamamladı.

Günün Diğer Haberleri