Mimariye ve estetiğe geçmişin ruhundan üflemeliyiz

Güncel - 06-05-2021 14:27

‘Şehir Kültürü ve Turizm’ başlıklı söyleşide SUBÜ Konuşmaları’nın 10. konuşmacısı olan Kültür
ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, “Sanat sıfır bir hafızayla üretilmez.
Biriktirdiğimiz kültürün ürünüdür. Önemli olan ruhu korumaktır. Mimariye, estetiğe geçmişin
ruhundan üflemeliyiz” dedi.
Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafından düzenlenen SUBÜ Konuşmaları’nın 10.
Konuşmacısı Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan oldu. Moderatörlüğünü
SUBÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Türkay’ın gerçekleştirdiği ‘Şehir Kültürü ve Turizm’
başlıklı söyleşide; kültür ve sanatın gelişimi, şehir kültürünün oluşumu ve turizme etkisi, İstanbul’un
turizm çevresinin genişletilmesi, Türkiye’de kültür turizmi destinasyonları, bir turistik tanıtım unsuru
olarak sinema ve kültürel varlıkların korunmasında vakıfların önemi gibi konular ele alındı.
Sanat kültürün ürünüdür
Sanatı değişimi içselleştirip kendi temel değerleriyle uyumlu hale getirmek olarak tanımlayan Kültür ve
Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, “Bütün felsefeciler ve kelamcılar gerek bizden
gerek dünyadan olsun ilk olarak insanı anlamaya çalışırlar. İnsanı ruhu, bedeni ve aklı olmak üzere 3’e
ayırırlar. Yaratılışımızda içimizde var olan ruhumuzun, kalbimizin sızısı olarak belirteceğimiz duygular
var. Bedenimizin kâinatla bir ilişkisi var. Bulunduğumuz lokasyonun bir ürünüyüz. Bu yönüyle evrenin
ekosisteminin bir parçasıyız. İnsan havaya, suya, yemeye, içmeye ve insanlara bağımlı bir varlık. O
iklim şartları, o coğrafya ona ne dayattıysa; ki bu gün gelir teknoloji olarak karşımıza çıkar, gün gelir
başka bir şey, biz bu kalıba uyum sağlamak durumundayız. Vicdanımızın ve bedenimizin sesleri var.
Vicdanımızda biriktirdiğimiz hasletler ve çevremizin bize öğrettikleriyle biriktirdiklerimizin
oluşturduğu zemine kültür diyoruz. Bunun içinde vicdani yaklaşımlarımız, toplumsal vicdan ve
coğrafyanın bize dayattıkları var. Tüm bu birikimlerimiz çerçevesinde ortaya koyduğumuz araba,
yemek, bardak ya da herhangi bir yeniliklere sanat diyoruz. Sanat çağdaş ve teknolojik olmalı. Bir
yaşam tarzı olmalı. Sanat müzik çalmak değildir. Ancak bunlar sıfır bir hafızayla üretilmez.
Biriktirdiğimiz kültürün ürünüdür” diye konuştu.
İş adamı da bir turisttir
Kültürün bir ruh hali olduğunu vurgulayan Demircan, “Bu hal 100 sene önce binada, yemekte, giyimde
ve her şeyde günün şartlarına göre bir formdaydı. Bugünün şartlarına göre kumaş elbette değişecektir.
Bunu geçmişin patiskası gibi giymek zorunda değiliz. Önemli olan o ruhu korumak. Mimariye, estetiğe
geçmişin ruhundan üflemeliyiz. Geçmişte şehirler idari merkezlerdi. Sanayi devriminden sonra ise
üretimin merkezi oldular. Şehirleşme oranından bahsederken sanayileşmeden bahsedilir. Bir şehre iyi
eğitim, iyi iş ya da iyi yaşam için gidilir. Modern kentler hem sanayinin, hem eğitimin, hem ticaretin
merkezi. Eğer bunlar bir şehirde varsa az veya çok buraya bir ziyaret vardır. Yani turizm başladı
demektir. Bugün turizmle ilgim yok diyen şehir bir şey üretmiyor demektir. Şehrin potansiyeli varsa; bir
tasarım, bir moda merkeziyse ya da görsel bir gücü varsa oraya gelenlerin sayısı artar. En yalın haliyle
bir şehir, şehir fonksiyonlarını icra ediyorsa turizme muhtaçtır. Bazı şehirlerin turisti iş adamıdır.
Almanya’nın sanayi şehirleri, Şangay ya da Singapur bunlara örnektir. Paris’e giden ise oradaki tasarımı
kişiselleştirmeye ve oradan ilham almaya gider. Bazı şehirlere iyi bir yemek tatmak için gidilir. Bilginin,
hizmetin, teknolojinin, kültürün, ticaretin turizmi var.”
Güzel tarafımızı öne çıkarmalıyız
İstanbul’un başlı başına bir kültür destinasyonu olduğunu belirten Demircan, “Kültür ve turizm
İstanbul’da iç içe. Bu anlamda ülkemizdeki en önemli kent. Bir manzara var ve silüet anlam ifade

T.C.

SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ

İletişim Koordinatörlüğü

ediyor. Dünyadaki çoğu büyük şehrin aksine düz değil tepelik bir yer. Biz olmayandan ziyade olan
güzel taraflarımızı ön plana çıkarmalıyız. Meydanlarımız yok çünkü her taraf yokuş. Ancak
koruyacağımız çok sayıda güzelliğimiz var. Antalya’ya tatil turizmine geliniyor. Sahillerimizde çok
güzel altyapılarımız var. Havalimanlarımız, yollarımız, otellerimiz çok gelişti. Türkiye’ye gelen her iki
turistten biri dinlenmeye geliyor. Başka kentlerimizin de kültür konusunda zeminleri var. Güneydoğuda
Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin gerçekten ben de varım diyen ve bu iddialarında ciddi
altyapıları olan şehirler olarak ön plana çıkıyor. Edirne, Trabzon, Samsun, Bursa ve Çanakkale de böyle.
Türkiye son yıllarda çok hızlı gelişti. Pandemi sektörü olumsuz etkiledi. Bu büyük bir yara oldu.
İnşallah en kısa sürede süreç normale dönecektir” ifadelerini kullandı.

Günün Diğer Haberleri