Sakarya Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÜRKMER), “Dünya Dili
Türkçe” isimli bir konferans düzenledi. 2021 Yunus Emre ve Türkçe yılı etkinlikleri
kapsamında düzenlenen etkinliğe konuşmacı olarak Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Gürer
Gülsevin katıldı.
SAÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden Doç. Dr. Paki Küçüker’in moderatörlüğünde
gerçekleşen konferansın açılış konuşmasını TÜRKMER Müdürü Doç. Dr. Köksal Şahin
gerçekleştirdi. Doç. Dr. Şahin, TÜRKMER olarak yaptıkları etkinliklere gençlerin yoğun
katılımına dikkat çekerek, “Yaklaşık bir haftadır biz bu konuyu konuşuyoruz, Türk Dil Kurumu
Başkanımız katılacak, dediğimizde gerçekten enteresan hayal gücünü zorlayan sorularla
karşılaşıyoruz; Türkçenin geçmişi hakkında, konuşulduğu jeopolitik havzalardaki Türkiye ve
Türk Dünyası açısından taşıdığı önem hakkında…” dedi. Ömer Seyfettin yılı ilan edilen
2020’deki etkinliklere gençlerin yoğun katılımını da hatırlatan Şahin, “Geçen yıl Ömer
Seyfettin’le ilgili yaptığımız hikâye çalışmasına çok güzel bir katılım oldu, bizi de şaşırttı.
Yazın da onun kitabını basıp dağıtacağız” ifadesini kullandı.
Açılış konuşmasının ardından söz alan Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Gürer Gülsevin,
konferansın da isim konusu olan Türkçe’nin Dünya Dili olmasına dikkat çekerek, Türkçenin
neden dünya dili olduğunu açıkladı.
“Türk sadece bir ırk adı değildir, millet adıdır”
İfadenin öneminin altını çizen Prof. Dr. Gülsevin, Türkçenin “dünyada en çok konuşulan”
veya “dünyanın dili” olmadığını “dünya dili” olduğunu söyleyerek önce “Türk” kavramına
dikkat çekti. Türk kelimesinin iki manaya geldiğini söyleyen Prof. Dr. Gülsevin, Türk
kelimesinin sadece bir ırkı değil bir milleti ifade ettiğine dikkat çekerek, “Millet ırkın üstünde
bir kavramdır. Çeşitli göz renginde, dinde olan insanların bir arada oluşturdukları sosyolojik
birlikteliktir; antropolojik bir birliktelik değildir. Türk sadece bir antropolojik adı değildir; bir
millet adıdır” ifadelerini kullandı.
“Türk milleti bir ırmak gibidir”
Prof. Dr. Gülsevin, Türk kültürünün tarih boyunca dolaşarak diğer milletleri ve kültürleri
etkileyip, etkilendiğini hatırlatarak, “Türk, doğuda kuzeyde Sibirya’dan, Avrupa’nın ortalarına
kadar yayılmış, bütün Avrasya’yı ırmak gibi dolaşmış… Nasıl bir ırmak dolaştığı yerden
etkilenir ve etkilerse, Türk kültürü, dili, mutfağı, müziği ve dini, yaşadığı coğrafyadaki
halkların dininden, dilinden, müziğinden ve mutfağından etkilenmiş ve zenginleşmiştir. Sakın
üzülmeyin biz şunlardan şu yemeği öğrendik diye, sakın üzülmeyin biz dolaştığımız
coğrafyada şu kıyafeti veya şu müzik türünü de kendimizin yapmışız diye sakın üzülmeyin.
Herkese nasip olmaz” diye konuştu.
“Dili ayıramayız”
Türk ve Türkçe’nin bu zengin etkileşimin sonucu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Gülsevin, “Türk
budur Türkçe budur. Türkçe dediğimiz zaman gençlerimiz kısır bir şekilde ‘Sadece kökeni
etnik olarak Türk diline ait olan kelimeler, benimdir geri kalanı benim değildir’ psikolojisine
asla girmesinler, nasıl ki biz bu milletimizi etnik yapılarına göre ya da antropolojilerine göre
ayıramazsak, bölücülük olur o milleti bölmüş olursunuz, dili de ayıramayız” dedi.
“Kelimeleri fethediyoruz”
Dilimize giren kelimelere sahip çıkmamız gerektiğini savunan Prof. Dr. Gülsevin, “Kelimeleri
alıyoruz fethediyoruz bizim yapıyoruz, tıpkı dolaştığımız coğrafyalarda mutfakları müzikleri
öğrendiğimiz ve öğrettiğimiz gibi, biz de tabi kendi kelimelerimizi o kültürleri veriyoruz. Etnik

kökeni Türk olmayan kalem, kitap ve kafa kelimesini alıp fethedip öbür coğrafyalara da
dağıtıyoruz” ifadelerini kullandı. Açıklamasını örneklendiren Gülsevin, “Yani kafa kelimesi
Arapçadır kullanmayalım derseniz; kafadan çatlak, kafa çekmek, kafası kırık, kafaya almak
gibi hepsini birden atmaya kalkarsan fethettiğin hiçbir şey kalmaz senin yarın kapına icracılar
dolanır, ‘madem sen fethettiğin kelimeleri atıyorsun; fethettiğin İstanbul’u da…’ diye başlarlar.
İstanbul ne kadar bizimse kitap kelimesi o kadar bizimdir” diye konuştu.

Kapanış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Fatih Savaşan, TÜRKMER’e teşekkür edip
SAÜ’deki merkezlerin ve enstitülerin çalışmalarının örnek olduğunu söyledi. Verdiği
konferans için Prof. Dr. Gülsevin’e teşekkür eden Rektör Savaşan, “Yunus Emre ile ilgili bir
konuşma yapmak üzere onun dilimiz üzerine katkıları ve taşıyıcılığı konusunda belki de
davet edilebilecek en iyi akademisyeni konuşmacı olarak yapmak ayrıca teşekkürü hak
ediyor” diye konuştu.