Kıymetli Dostlar, On bir Ayın Sultanı Ramazan Ayımız mübarek olsun. Çok şükür ki, Allah bize tekrar fırsat verdi ve Ramazan Ayı ile müşerref olduk. Allah hepimizi, bu mübarek ayın kıymetini bilenlerden eylesin.
“Kıymetini bilmek”! Bu deyim üzerinde hiç düşündük mü acaba? Özellikle Ramazan Ayı hakkında. Değerli eşyaların kıymetini bilen biri çalınmaması ya da kaybolmaması için gerekli tedbirlerini alır. Çok önemli olduğunu düşünüyorsa alarm sistemi bile kurar. Neden? Çünkü onlara ihtiyacı var ve onlar kıymetli eşyalar. Halbuki bir insanın sahip olabileceği en kıymetli hazinelerden biri ömür sermayesidir. Bu öyle bir sermaye ki, her türlü değerli eşya onun sayesinde kazanılır. Buna karşılık kıymetini bilmeyenin elinde heder edilmiş ve çöpe atılmış kocaman bir hiç olur.
Bizler, en büyük sermayemiz olan ömrümüz ile ahiretimizi imar etmek için dünya gurbetine gelmiş gurbetçileriz. Gurbette olan ise evine, ailesine ve sevdiklerine dönerken boş dönmez. Karşısına çıkan her fırsatı iyi değerlendirir, deyim yerinde ise “canını dişine takar” ve kazancını artırmaya çalışır. Mesela, gün içinde inşaatta çalışan bir ustaya, günlüğünün on katı ücret ile bir saatlik daha iş yaptırmayı teklif etseler, hayır ben yorgunum yapmam der mi? Veya biz olsak hayır der miyiz? Asla! Ne kadar yorgun olsak da o karlı işi yapmak için çaba sarf ederiz. Doğru olan da budur zaten.
Kıymetli Dostlar, ömür sermayemizi aldığımız her nefesle tüketiyoruz. Hesap gününde pişman olmamak için, her anı ganimet olan bu mübarek ayı ibadet ve salih amel ile süsleyelim. Ramazan Ayını önemsemek kişinin takvasından, katıksız imanındandır. Zira Cenab-ı Hak Hac Suresi 32. Ayeti kerimesinde bu hakikati dikkatlerimize arz ederek buyuruyor ki: “Bu böyle. Her kim de Allah'ın nişanelerini, yani Allah’ın önemsediklerini yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah'a karşı gelmekten sakınmasından)dır.”Hac : 32
Ramazan Ayını oruç tutmakla, beş vakit namazlarımızı ve teravih namazlarımızı kılmakla, bu ayı sultan yapan Kur’an-ı Kerimi çokça okumakla, fakirleri ve yetimleri sevindirmekle, hastaları-yaşlıları Allah için ziyaret etmekle, garipleri yani kabirde medfun bulunanları ibret nazarıyla ziyaret etmekle değerlendirelim. Belki bu, son Ramazan ayımız olabilir, dargın kırgın olduklarımızla barışmak için dertlenmemiz gerekir çünkü Allah’ın dargınlığa rızası yok. Allah’ın hatırını sayarak rızasını umarak dargın olduğu biriyle barışabilen kişiye ne mutlu. Bu gün dünya yarın ahiret şuuruyla komşusuna iyilik yapan veya komşusundan gelen eziyetlere Allah için sabredebilenlere ne mutlu…
Kıymetli Dostlar! Sekülerizmin yaygınlaştığı bir dönemde “Ramazan ve Ahiret Bilinci” temasıyla dikkatlerimizi ahirete yönelten Diyanet İşleri Başkanlığımıza çok teşekkür ediyoruz. Çok ama çok isabetli bir konu seçilmiş. Bence hepimiz başımızı iki elimizin arasına alıp bu Ramazanda hayatımızda nasıl yenilikler yapabiliriz diye düşünmeliyiz. Dünyayı ahiretin tarlası olarak görüp hala nefes alabiliyor olmanın fırsatını iyi değerlendirmeliyiz.
Geç olmadan, haydi hayırda yarışmaya. Haydi hayatımızı anlamlı kılmaya. Haydi muttakiler için hazırlanmış genişliği yer ile gök arası kadar geniş olan Cennete…
Ahiretimizi kurtaracak bir Ramazan olması temennisiyle, Allah’a emanet olun.
Ahmet Kadıoğlu
Akyazı Vaizi
