Kıymetli dostlar, ömür sermayemizi nefes nefes tüketiyoruz. Ümit ediyoruz ki her gelen günümüzü bir öncekinden daha verimli ve salih amellerle zenginleştirilmiş olarak geçirelim. Günler günleri, haftalar haftaları kovalarken aylarda ayları kovaladı ve iki ay önce Recep ayıyla rahmet aylarına merhaba dedik. Akabinde Ramazan ayının müjdecisi Şaban ayının manevi iklimine girdik ve derken Büyük Ay, Rahmet Ayı, Kur’an Ayı Ramazanın gölgesi üstümüzde kendini hissettirmeye başladı. 11 Mart Pazartesi günü Allah izin verirse Ramazan Ayına girmiş olacağız. Bu mübarek ay, öncelikle orantısız güçler karşısında zalimlere karşı imanlarından aldıkları güçle korkusuzca direnen Gazze, Doğu Türkistan ve dünyanın çeşitli bölgelerinde Hak-Batıl mücadelesi veren Müslüman kardeşlerimiz olmak üzere, hepimiz için hayırlara, hayırlı başlangıçlara, günahlarımızdan ve kötü ahlakımızdan arınmaya vesile olsun inşallah.
Selman-i Farisi anlatıyor; Şaban Ayının son günü gelmişti, Peygamber Efendimiz s.a.v. bize şöyle demişti: “Ey Müslümanlar, büyük ve bereketli bir ayın (Ramazan ayının) gölgesi üzerinize düştü. Bu ay, içinde, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinin bulunduğu bir aydır. Bu ay, Allah Teala’nın gündüz vakitlerinde orucu farz; gecelerinde teravih namazını nafile (sünnet) olarak meşru kıldığı mübarek bir vakittir. Bu ayda kim bir nafile hayır işlerse, başka zamanlarda bir farzı yerine getiren kadar; farzı ifa eden ise de başka aylarda 70 farzı işleyen kimse kadar sevap kazanır.” (İbn-i Huzeyme, Sahih)
Evet Kıymetli Dostlar, Onbir Ayın Sultanını karşılamaya hazır mıyız? Her bir dakikası çok kıymetli olan Ramazan günlerimizi nasıl değerlendireceğimizin hesabını-planını yaptık mı? Yüreklerimizde Ramazan Ayının özlemini ve gelecek olmasının coşkusunu-heyecanını yaşıyor muyuz? Peygamberimizin a.s. şu müjdesini duymuşuzdur: “Kim Ramazanın gelmesiyle sevinirse Allah ona cehennemi haram kılar” buyurmaktadır. Sevinmeliyiz, çünkü böylesine büyük müjdeye nail olma fırsatını yakalamış bulunuyoruz. Bir ramazana daha kavuştuğumuz için Allah’a şükretmeliyiz. Şairin dediği gibi;
Müjde Mü’minler, size İhsan-ı Rahmân'dır gelen
Şânına tazim edin bu mâh-ı gufrândır gelen
Ondadır feyz-i hidâyet, ondadır afv-ü kerem
Kadrini bil, mevsîm-i inzâl-ı Kur'ân'dır gelen
Bence hepimiz kendimize bir iyilik yapıp, şöyle bir gönül dünyamızı yoklayalım. Ramazan’ın gelişine sevindiğimizi hissediyorsak ne mutlu bize! Bu nimet için Rabbimize şükürler edelim. Yok eğer hala o heyecanı yaşayamamışsak, artık Kur’an-ı Kerimin ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) müjdelerini tefekkür edip gönül sarayımızı, evimizi, işimizi o büyük misafir için hazırlayalım.
Bilelim ki dinimizin kutsalına saygı göstermek kalplerin takvasındandır. (Hac-32)
Hepinize, her bir dakikası tefekkür, zikir, ibadet ve güzel ahlak ile donatılmış bir Ramazan diliyorum.
Ahmet Kadıoğlu
Akyazı Vaizi
